Arkeoloji müzesi istanbul hakkında bilgi,İstanbul arkeoloji müzesi hakkında uzun bilgi,İstanbul arkeoloji müzesi eserleri hakkında bilgi,Arkeoloji Müzesi İstanbul da arkeolojik eserlerin sergilendiği, binası Gülhane Parkı içerisinde olan müze.
Bina 1881-1910 yılları arasında müze müdürlüğü yapan Hamdi Bey tarafından 1891 yılında yaptırıldı.
Bilindiği gibi Türkiye’deki ilk müzecilik faaliyeti Sultan Abdülmecid (1839-1861) zamanında Tophane-i amire Müşiri Fethi Ahmed Paşa tarafından başlatıldı.
Daha önce Fethi Ahmed Paşa eski Aya İrini Kilisesi olan Harbiye ambarının avlusunda bazı eski eserleri toplatıyordu.
1846, ya da 1847 yıllarında başladığı sanılan bu faaliyet 20 yıl kadar sürdü.

Müzenin ilk kataloğu 1868’de Albert Dumont tarafından yayınlandı.
Bir yıl sonra sadrazam ali Paşa bu koleksiyona “Müze-yi Hümayun” adını koyarak Galatasaray Sultanisi öğretmenlerinden İngiliz uyruklu E. Goold’u buraya müdür tayin etti.
Goold 1871 ’de müzenin ikinci bir katalogunu neşretti.
Kataloğun resimlerini Limoncuyan adında bir Ermem ressam çizdi.
Müze, İngiliz müdürün çalışmalarıyla üç yıl içinde büyük gelişmeler kaydetti.
Saffet Paşa’nın Maarif nazırlığı dönemlerinde (1868-1871 ve 1874-1875) İstanbul dışındaki illere de tamimler gönderilerek eski eserlerin toplanması istendi.
Müze müdürü Goold da bir kütük defteri düzenlemek için giriştiği çalışmalarını sürdürmekteydi.
Ancak, Goold çevresindekilerce pek sevilmiyordu.
Bu nedenle Mahmud Nedim Paşa sadarete geçince 1871’de müzeyi kapattı.
Avusturya gemicilik şirketi Lloyd Triestimo’nun acentasının oğlu ressam Terenzio’yu Gooldun yerine müze muhafızı tayin etti.
Terenzio giriştiği çalışmalardan olumlu bir sonuç alamadı.
1872’de Maarif Nazın Ahmed Vefik Paşa müzeyi yeniden açtı ve Alman asıllı Dr. Dethier’i müze müdürü yaptı.
1881’de ölünceye kadar bu görevde kalan Deither 1875’te müzeyi Çinili Köşke taşıdı. Bu binadaki müze 1880’de açılabildi.
Bu sırada Suphi Paşa 36 maddeden oluşan bir “asar -ı Atika Nizamnamesi” tanzim etti.
Bu nizamnameye göre eski eserler; bulan, bulunduğu yerin sahibi ve müze arasında üçe bölünecekti.
Dr. Dethier müdürlüğü sırasında müze katalogları hazırladığı gibi Selanikli Ciovannaki adlı Rum, Bandırmalı Ermeni Takvor Ağa, Davud Paşa İskelesi Kasap İlyas Mahallesi’nden Derviş Hüseyin vasıtasıyla müzeye bir çok arkeolojik eser sağladı.
1881’de Dethier ölünce Osman Hamdi Bey müzeye müdür tayin edildi.
Osman Hamdi Bey müzeye ve genelde Türk müzeciliğine büyük hizmetlerde bulundu.
1882’de yeni bir ‘asar-ı Atika Nizamnamesi’ çıkartarak eski eserlerin yurt dışına kaçırılmasını önledi.
Ayrıca şimdiki Yakındoğu Eserleri Müzesi binasında ilk Sanayi-i Nefise (Güzel Sanallar) Okulu’ nu kurdu.
Osman Hamdi Bey’in en büyük başarısı Sayda Krallar Nekropolü’nü bulmasıdır.
Lübnan’ın güneyindeki Sayda şehrinde yardan kazıları bizzat Osman Hamdi Bey yönetti.
Buradan 1887-1888 yılları arasında çeşitli tür, biçim, kalite ve ölçüde 21 tane lahit çıkartıldı.
Lahitlerin içinde İskender lahdi, Ağlayan Kadınlar lahdi, Satrap tipi lahit, Likya lahdi. Tabnit lahdi gibi çok değerli eski eserler vardı.
1891’de açılan bina, Ağlayan Kadınlar lahdinden ilham alınarak Vallori Efendi adlı bir mimar tarafından yapıldı.
Bina, iki kenarı kısa, alt kenarı çok uzun bir “u” harfi biçimindedir.
Bir boydan bir boya uzunluğu 180 metredir.
Kollardan biri 40 metre, diğeri ise 60 metre kadardır.
Cephesinde iki büyük giriş kapısı vardır.
Çinili Köşk sol taraftaki kapımn tam karşısına isabet eder.
Müze on bölümden meydana gelmektedir:
1- Klasik Eserler, 2- Şark Eserleri, 3- Tablet Arşivi, 4- İslami Nümizmatik, 5- Gayr-i İslami Nümüzmatik, 6-Ziynet Eşyaları Salonu, 7- Kimya Lahora tu varı, 8- Kütüphane, 9- Heykel -traşlık Ateİyesi, 10- Fotoğraf Atelyesi.
Osman Hamdi Bey 24 Şubat 1910’-da ölünce İstanbul Arkeoloji Müzesi müdürlüğüne kardeşi Halil Edhem Bey getirildi. Halil Edhem Bey bu görevde kendi arzusuyla emekli oluncaya (1931) kadar kaldı.
Müzenin kütüphanesi de son derece zengindir.
Kütüphanede Cevdet Paşa’-nın ve Sultan Reşad’m kitaplan ayrı bir bölüm oluşturmaktadır.
Müzemde 12 uzmandan oluşan “Eski Eserleri Koruma Kurulu” da vardır.
Kurul,müdürün başkanlığında haftada iki defa toplanarak özel talimatnameye göre şehirdeki eski eserleri korumak ve estetik bakımdan benliğini bozmamak için gerekli kararlan ahr.
Müzenin günümüze kadar yapılan katalogları arasında A. Dumont, E. Goold, C. Wollers. S. Reinach, G. Edhem, A. Jobin, J.H.Mordtmann, V.Sc-heil, G. MenceL E.Zimmermann, A.Müfit, N.Fıratk tarafından hazırla-nanlar başta gelir.
Ayrıca Müze bülten ve yıllık yayımım da sürdürmektedir.
Müzedeki paha biçilmez eserler arasından bazıları şunlardır:
Sidamarra Lahdi (Nu, 112): M.S. III. yüzyıla ait olan bu eser Karaman-Ereğli yolu üzerinde bulundu.
Sidamarra tipi lahidlerin tipik bir örneğidir. Üzerindeki kabartmalarda ölen adam, karısı, muhtemelen kız; armağan getiren genç kızlar, av sahneleri, at tutan dioskürlerin kabartmaları vardır.
Lahtin kapağında ölen adam ve karısı yatmış vaziyette temsil edilmektedirler.
Medüz Başı (Nu.145): M.S. IV. Yüzyıla ait olan kabartma İstanbul’da Çemberli taş’ta bulundu.
Medüz başının yüzünde daha çok hayret ve tebessüm ifadesi vardır.
Laginada Hekate Mabedi Frizleri
(No.198-230): Üzerlerindeki kabartmalar Hekate ve Roma kültürüyle ilgilidir.
İskender Lahdi (No.68): Dünya müzelerindeki lahidlerin en güzel örneklerinden biri olan bu lahid aslında İskender’e ait değildir.
Üzerindeki kabartmalar İskender’in İranlılarla yaptığı bir savaşı temsil ettiğinden bu adla anılır. M.Ö. IV. yüzyılın son yarısına aittir.
Lahdin bir yüzünde İskender ile Daryüs arasındaki savaş, diğer yüzünde ise bir aslan avı ve çeşitli döğüş sahneleri tasvir edilmektedir.
Kral Tabnit’in Lahdi (No.78): M.S.IV. yüzyıla ait antropoid bir lahidtir.
Önceleri Mısırlı general Peneftah’a ait olan lahide daha sonra Sayda Kralı Tabnit’in mumyasının konulduğu tesbit edildi.
Lahidteki bir kitabede mezara tecavüz edecek olanlara beddua yazılıdır.
Mumya bir hayli eskimiş ve yıpranmış durumdadır.
Ağlayan Kadınlar Lahdi, (No.10): Müzedeki değerli eserlerden biridir. M.S. 350 yılı dolaylarında yapıldığı biliniyor.
Bir İyon Mabedi tipindedir. Üzerindeki kabartmalarda temsil edilen kadınların hepsinin yüzünde ağlar gibi hüzünlü bir ifade vardır.
Lahit, Bodrum’daki Mozole ve Anadolu’nun güney batısındaki Kanthos Nereidler abidesideki mahalli özellikleri aksettirir.
Satrap Lahdi (No.9): M.S.V. yüzyılın ortalarına aittir, Sidön nekropolünde bulundu.
Kabartmada sakallı bir doğulu Satrap temsil edildiğinden bu adla anılır.
Arkaik Adam Başı (Nu. 530): Eser Rodos yapısıdır.
Başın gözleri çekik, elmacık kemikleri çıkık, saçları gayet muntazamdır. Yüzde esrarlı bir gülümseyiş ifadesi vardır.
Hodigitria Meryemi: Bizans İkono-sı (No. 3914): Mütareke yıllarında İstanbul’un Gülhane civarında Fransızlar tarafından yapılan bir kazıda bulundu. XI.XII. yüzyıllara ait olan bu eser mermer bir kabartmadır.
Tunç Herakles Heykeli. (No. 3): Helenistik devre aittir.
Epir’de bulundu. Heykelde Herakles kolunda harmaniyesi elinde bastonu yürür vaziyette temsil edilmektedir.
İmparator II. Valantinien Heykeli (No. 506): M.S. IV. yüzyılın sonlarına aittir. Afrodisias’ta bulundu.
Hermafrodit Heykeli. (No. 624): Bu mitolojik ilah heykeli Bergama’da bulundu.
Çok güzel ve mükemmel bir eserdir.
Aya Evdoksiya Bizans İkonası (No. 4398): X. yüzyıla aittir.
İstanbul’da Fenari İsa Camii’nde (Lips Manastırı Kilisesi) bulundu.
Mermer üzerine renkli taşlarla ve değişik bir teknikle işlenmiş nadir bir ikonadır.
Bir çok kere yurt dışı sergilerde teşhir edildi.
imparator Adriyanus Heykeli, (No. 5311): Tunçtan yapılmış olan bu güzel eser Adana’da bulundu.
İstanbul Arkeoloji Müzesi Müdürlüğü yönetimine bağlı olan müzeler şunlardır: Klasik Eserler Müzesi, (Yunan, Roma, Bizans, Latin), Eski Şark Eserleri Müzesi, Mozaik Müzesi, Yedi kule Müzesi, Ayasofya Müzesi.
Müze’nin kadrosu şu görevlilerden meydana gelmektedir: Müdür, Müdür yardımcısı.
Klasik Eserler Müzesi konser vatörleri, Eski Şark Eserleri konservatörleri.
Çivi Yazılı Tabletler konservatörleri, Sikkeler ve Madalya Koleksiyonu konservatörleri, Fotoğraf atelyesi elemanları, Tamir atelyesi elemanları, Kimya laboratuvarı elemanları, yabancı dil uzmanları, idare elemanları ve diğer hizmetliler.
Arkeoloji Müzesi Mozaikleri
Mozaik Müzesi, Arkeoloji Müzesi Müdürlüğü ’ne bağlıdır.
Burada Bizans dönemine ait sanat eserleri sergilenmektedir.
Bunların dışında pek çok mozaik vardır ki, Arkeoloji Müzesi içindedir.
Bu mozaikler Bizans döneminin eserleri değildir.
Sadece Helenistik çağlardan Roma ve Süryani devirlerinden mozaikler Arkeoloji Müzesi’nde bulunmaktadır.
Özet olarak sıralayacak olursak, bunlar, Kudüs, Urfa, Silivri, İstanköy Adası ve Bandırma kazılarından ortaya çıkarılmış bulunan, Roma, Bizans, Süryani ve Helenistik devirlerin mozaikleridir.
Arkeoloji Müzesi Kütüphanesi: Bir ihtisas kitablığı olarak kurulmuş olan Arkeoloji Müzesi Kütüphanesi, Gülhane Parkı ile Topkapı Sarayı Müzesi arasındaki Arkeoloji Müzesi binası içindedir.
Yapılışı 1318/1902 yılındadır.
Türk müzeciliğinin ünlü ve unutulmaz kişilerinden Osman Hamdi Bey tarafından kuruldu.
Kütüphane’de mevcud kitapların sayısı 20.000’i aşar.
Arkeoloji Müzesi Kütübhanesi’ndeki eserlerin çoğu tarih, arkeoloji, güzel sanatlar, müzeografi, ve filolojiye aittir.
Önceleri, Doğu ve Batı eserleri diye ikiye ayrılan kitablar, 1947 yılında birleştirildi.
Basılmış eserler, yazmalardan çok fazladır ve çoğu Batı dillerindedir.
Yazmalar Türkçe, Farsça, Arabça ve Kürtçe’dir.
Türkçe, Farsça, Arabça karışık olanlarda vardır. Kitablar, satınalma, bağış ve değiştirme (Mübadele) suretiyle sağlanır.
Bazı vakıf kitablar da bunlara eklenmektedir.
Kütüphane’de, yazmalardan hat, tezhib ve nüsha itibariyle büyük değeri olan eserler yer almaktadır.
Bunlardan Vak’anüvis Seyyid Hakim’in “Tarih-i Osmani”si Celalzade Mustafa’nın “Selimname”si, İmam-ı Gazzali’nin “ el-Münkid mine’l-Delal’i Gülşehri’nin “Mantıku’t-Tayr’I tekrara değer.
Gazzali’nin kitabı, Arabça, ötekilerin hepsi Türkçe’dir.
Kitabların ayırımı (Tasnif) iki şekilde yapılmaktadır.
Birincisi, alfabetik olarak yazar ve kitap adlarına göre fişlere yazılır.
İkincisi de, konularına göredir.
Vakıf kitablar için, defterler tutulmaktadır.
V. Mehmed Reşad ve Cevad Paşa kitablarının basılmış katalogları da vardır.
Sultan Reşad kitablarının kataloğu Almanca, Cevad Paşa kitablarının kataloğu ise, Fransızca’dır.
Geniş bir okuma salonu olan Arkeoloji Müzesi Kütübhanesi’nin kitablarından, ancak kütübhane içinde faydalanılır.
Dışarı kitab verilmemektedir. Mikrofilm okuma makinesi vardır.
Özelliğinden ötürü, Türkçe ve yabancı dillerle yazılmış çeşitli konularda bazı eserlerin yayınları da yapılmıştır.
Basılmış kitaplar 19.000’den, yazma eserler ise, 1500’den fazladır.
ihtisas Kütübhanesi olması dolayısıyla, uzmanların hizmetine ve faydalanmasına her zaman açıktır.
Yaz tatili yapılmamaktadır.
Resmi çalışma saatlerinde, özel izin alınarak girilir.
İlim dünyası için, Arkeoloji Müzesi Kütübhanesi’nin önemi büyüktür.

İlk Yorumu Siz Yapın