Camiler Tarikatı,Cami Tarikatı XIII. ve XVII. yy.lar arasında Anadolu’da bir tarikat.
Bu tarikat ehli, 1141’de ölen şeyhülislâm Ahmed Nâmıkıyy-i Câmî’ye nispet iddia ederlerdi.
Rodos adasının fethi münasebetiyle 1515’te Vâhıdî tarafından yazılmış olan Menâkıb-ı Hâce-i Cihan ve Neticemi Can (Dünya Hocasının Menkıbeleri ve Canın Sonucu) adlı eserde Câmîler hakkında bilgi vardır.
Bu eserden anlaşıldığına göre Camiler, şaraba düşkün ve musikide üstündüler.
Bellerine demirden kemerler, yanlarına demir zincir bilezikler, kulaklarına da bektaşi mücerredleri gibi küpeler takarlar, saçlarını uzatırlar, sakallarını usturayla tıraş ettirirler, bıyıklarına ise hiç dokunmazlardı.
Sof abalar giyen, toplu bir halde, davullar, kudümler ve bayraklarla gezen Camiler, Mevleviler gibi semâ da ederlerdi.
Bektaşiler gibi, şeyhlerine «baba» diyen ve «Ehl-i beyt»e mensup geçinen Câmîler, şiî-batıni bir zümre idi.
Kalkandelenli Fakiri’nin 1534’te yazdığı Risale-i Tarif at (Tarifler Derlemesi) adlı eserinde, Câmilerin şaraba düşkünlükleri, baslarına kıldan taçlar giydikleri ve halkı azdırdıkları kaydedilir.
XVII. yy.a kadar varlıklarını devam ettiren Camiler, bu tarihten sonra diğer şiî-batıni tarikatlar gibi Bektaşiilk içinde eriyip kayboldu.

İlk Yorumu Siz Yapın