memlük devleti hakkında bilgi,Memluk Devleti,Misil, Suriye, Hicaz ve Güney Anadolu’ya hâkim olan devlet.
1250’den 1517’ye kadar 267 yıllık bir süreyle önce Bahriye, sonra da Burciye Memlûklarına dayanarak güçlü bir teşkilât kurdular.
Her ferdin yeteneği elverişli ise en yüksek mevkilere kadar yükselebildiği bu Türk devleti teşkilâtında en kabiliyetli gençlerin seçilmesi, yönetimin temel ilkesiydi.
Memluk Devleti Tarih
Bu devlette ancak en güçlü kimseler iş başına geçebilirdi. Yöneticiler en kabiliyetli kimseler arasından seçilir, özel bir eğitim ve öğrenim görürlerdi.
Bu eğitimle yetişen beyler, kendilerine bağlı yeni Memluk grupları kurarak, devleti merkezileştirdiler.
Kurdukları ordular, yakın-doğu tarihinde önemli bir rol aynadı ve tarihin gidişini değiştirdi, ilk Bahriye Memlûk topluluğu, Nil ortasında Ravza adasındaki kışlalarda, Meliküssalih Necmeddin Eyyub tarafından kuruldu.
Fakat çoğu Kıpçak ve As (Allan) olan bu topluluk, yönetimi Eyyubîlerin elinden alarak kendi başkanlarının çevresinde toplandı (1250). Bahriye’nin ilk sultanı Oğuz-Türkmen topluluğunun başı Muizzûddin Aybey et Türkmanî’dir (1250-1257). Aybey, Meliküssalih’in dul karısı Şeceretüddür ile evlendi.
Fakat kendi adına yeni memlûk topluluğu (Muizzî) kurması yüzünden, Bahriyeliler ile anlaşmazlığa düştü.
Bunun üzerine Suriye’deki Eyyubî meliklerine sığınan Bahriyeliler, Şam ve Filistin’e yayıldılar; 130 bahriyeli de anadolu selçuklu sultanına sığındı.
Ancak, Aybey, Bahriyelileri koruyan Halep hükümdarı Yusuf II ve Şam meliki Meliküssalih İsmail’in teşebbüslerini önledi.
Aybey’in kıpçak kölesi, saltanat naibi Kutuz, Aybey’i ortadan kaldırarak Bahriyelileri Mısır’a getirtti.
Böylece iş başına geçen Kutuz, Ortadoğu’da büyük kargaşalıklara yol açan Moğolları Ayn Galut’ta yenilgiye uğrattı (1260); Moğolların, Suriye’den sonra Mısır’ı ele geçirmelerini önledi; İslâmlık ve türklük için çok kötü sonuçlar doğurabilecek olan moğol tehlikesini önleyince halkın güvenini kazandı.
Mısır, Türklerin ve Moğollar önünden kaçan halkın sığınağı oldu.
Fakat kendi adına bir memlûk topluluğu (Uşakiye) kurması, halka ağır bir vergi yüklemesi hoşnutsuzluk uyandırdı.
Bu yüzden Kıpçakların Borlu kolundan Baybars (1223-1277) Kutuz’u öldürerek işbaşına geçti; Bahriyelileri çevresinde topladı; ilk iş olarak Kutuz’un koyduğu ağır vergileri kaldırdı; Bahriyelilere, türkmen boy ve uluslarına iktalar verdi.
Memlûk sultanlığına meşruiyet (legitinisme) vermek için, Moğollardan kaçan Halife Zâhir’in oğlu Ahmed’i Kahire’ye getirterek, ona biat etti.
Mustansır Billah II lakabı verilen yeni halife, Baybars’a Kasîmüddevle unvanı ve saltanat menşuru verdi.
Kahire’deki halifelik kurumunun başına Ebul Abbas Ahmed geçti (1262). Baybars, devleti merkezileştirdi, kendi adına bir memlûk topluluğu (Zâhirî) kurdu.
Zamanında Deşti Kıpçak (Kıpçak çölü), Moğol saldırısına uğrayan yerlerden pek çok Türk, Mısır’a gelerek yeni topluluklar kurdu.
Baybars, hıristiyanlarla işbirliği yapan Moğollar, Franklar, Kıbrıs krallığı, Suriye ve Mısır’daki ismailîler ile savaştı.
Filistin ve Suriye’deki kaleleri aldı. Kilikya’ya saldırdı, 1271’de başarısız bir Kıbrıs seferi düzenledi. Moğolları Elbistan’da yenerek Kayseri’ye girdi (1277).
Anadolu’yu Moğollardan kurtarmaya çalıştı.
Baybars’ın ölümüyle yerine Berke, sonra kardeşi Sülemiş geçti. Kısa bir süre sonra bunların atabeyi Kalavun (öl. 1290) yönetimi eline geçirdi.
Kalavun, Suriye’yi yıkmaya hazırlanan Moğollar ile savaştı, onları Humus’ta yendi (30 kasım 1281); Suriye kıyılarında tutunan Frankları da yenerek ellerindeki kaleleri aldı (1289).
Bunun üzerine Moğollar, papa ve Fransa kralı ile Memlûklara karşı birleştiler.
Kalavun, Ceneviz Cumhuriyeti, Kastilya kralı Alfonso ve Sicilyalı jacob ile anlaştı. Akkâ’yı fethe hazırlanırken öldü. Kalavun, 1382’ye kadar süren, bir hanedan kurdu.
Bu hanedanı sürdürmek amacıyla Meliküssalih’e özenerek Çerkezlerden yeni bir memlûk topluluğu kurması, hanedanın ve Bahriye’nin aleyhine oldu.
Karadeniz limanlarında kurulan büyük pazarlardan, Mısır esir pazarların» gönderilen Çerkez Memlûkları gittikçe çoğalarak, Mısır’ın yönetimini ellerine geçirdiler.
Kalavun’un 12 000 Memlûk arasından seçerek Kaletülcebel’e yerleştirdiği 3 700 As (Allan) ve Çerkez, kale burçlarıyla ilgili olarak, Burciye Memlûkları adını aldı.
Çerkezlerin gittikçe çoğalması, çok geçmeden, Kalavunoğullarının ilgisini çekti; yeni memlûk birlikleri kurarak denge sağlamağa çalıştılar.
Bu yeni memlûk birlikleriyle Çerkezler arasında uzun süreli çatışmalar oldu.
Çerkezler zaman zaman Mısır’a hâkim oldular.
Başlangıçta, Burciye Memlûkları, Kalavunoğlularına bağlı kalarak Kalavun’un oğlu Halil’in Akkâ, Sayda, Sur, Hayfa ve Beyrut’u ele geçirmesine yardımcı oldular (1293).
Sonra onur, kardeşi Melikünnasır Muhammed’i tahta çıkardılarsa da, tatar soyundan olan topluluklarla çatışmalar yüzünden Mısır’da gerginlik arttı.
Tatar topluluğunun başında bulunan Kit Buga, memlûk sultanı (1294-1296) oldu.
Fakat 10 000 Oyrat’a sınırlarda toprak vermesi yüzünden yerini Uşakiye grubu başkanı Laçin aldı (1296-1298).
Bundan yararlanan Burciye Memlûkları kendi başkanları Seyfeddin Gürci ve Seyfeddin Tuğcı’nın çevresinde toplanarak Laçin’in yerine Melikünnasır Muhammed’i yeniden memlûk sultanı ilân ettiler (1298) ve onun yönetimi altında Moğolları önce Humus’ta sonra Mercussoffer’de de yendiler.
Sonra Oyratların reisi Sallar’ın da yardımıyla başkanları Baybars II’yi (1308-1309) ilk Çerkez sultanı olarak tahta geçirince halkın ve öteki memlûk topluluklarının direnişiyle karşılaştılar.
Bunun üzerine filistin’deki Kerâk’a çekilmiş olan Malikünnasır Muhammed üçüncü defa tahta çıktı (1309-1341) ayaklanan Çerkez Memlûklarını ezdi; çoğalmalarını önlemek için sayılarını sınırladı.
Bu memlûk sultanı zamanında Şam ve Halep Türkmenleri önemli işler başardılar.
Anadolu’dan gelen birçok kimse sultanlığın emrine girdi.
Böylece Türkçe, din ve hukuk alanında büyük bir önem kazandı.
öte yandan Melikünnasır Muhammed’in, Deşti Kıpçak ile olan siyasî ilişkileri Altın ordu hükümdarları üzerinde, Müslümanlık bakımından önemli etkiler yaptı.
Bu bölge halkının bir kısmı Mısır’a gelerek Memlûk sultanlığının hizmetine girdi.
Bu türk soyundan gelen emîrler, Melikünnasır Muhammed ölünce (1341) onun oğullarını işbaşına getirdiler.
Şam naibi Yulbuga, Meliküssalih İsmail (öl. 1345) ve Şaban’ın tahta geçmelerinde etkili oldu.
Naibussaltana Şeyhun, Hasan’ın (öl. 1347) tahta geçmesini sağladı (1346); Çerkezleri sattırdı.
Bu emîrler arasında en tanınmışı, Halep ve Şam Türkmenlerine dayanarak 1360’ta Hasan’ı ortadan kaldıran Naibussaltana (Sultan temsilcisi) Yulbuga el-Hassekî’dir.
Bu emîr, çok sayıda çerkez memlûku satın alarak yeni bir memlûk topluluğu (Yulbugaviye) kurdu; Çerkezlerin sayısını arttırdı.
Bu toplulukta bulunan Berkuk, çok geçmeden kendi yakınlarının çalışmalarıyla işbaşına geçti.
Fakat Türkmenlerden olan emîrler bu yeni memlûk topluluğuyla çarpıştı.
Yulbuga’yı öldürdüler; taraftarlarını dağıttılar (1367); buna rağmen memlûk sultanı Şaban onları bağışladı, Mısır’a çağırdı. Bunlar, başkanları Berkuk’un çevresinde toplandılar.
Berkuk, efendisi Yulbuga’ya özenerek, kendi soyundan Çerkezlerden yeni bir memlûk topluluğu (Zâhiriye) kurdu; bunlar gittikçe çoğalarak Sultanlığı ele geçirdi.
Böylece Çerkezleri işbaşına getirmeyi başaran Berkuk, rakiplerinden Timur’un kuzeyde Toktamış, Bayezid’in batıda Macarlar ve Haçlılar ile uğraştığı bir sırada iç karışıklıklarla yıpranan Memlûk sultanlığını merkeziyetçi bir devlet haline getirdi, teşkilâtını güçlendirdi.
Çerkezleri işbaşına getirmek amacıyla türk emirlerine karşı giriştiği mücadele, Memlûk sultanlığının geleceği için yararlı olmadı.
Türk ve çerkez rekabetinin doğurduğu ayrılık devleti temelinden sarstı.
Çerkezler, Berkuk’un ölümüyle (1399) ortaya çıkan yeni siyasî ve İktisadî sarsıntılar karşısında ezildiler.
Berkuk’un yerine geçen oğlu Ferec (öl. 1412), Timur ve Bayezid I’in karşısında iş göremedi.
Başta bulunduğu süre emirleriyle çatıştığı ve emirlerin birbirîeriyle çekişme halinde olduğu dönemdir.
Bundan cesaretlenen Akkoyunlular gibi, akınlarına ara vermiş bulunan hıristiyanlardan Merechal Boucicaut ve Kıbrıs kralı Janus, 1403’te İskenderiye ve Suriye kıyılarına saldırmak istediler.
Ferse, önce sultanlığı içindeki hıristiyanlara karşı tedbir aldı; fakat Bizans imparatoru Manuel II’nin ricası üzerine bundan vaz geçti.
Ferec, Suriye’de Şeyh Mahmudî ve Halep naibi Nevruz ile uğraştı; bunların kurdukları memlûk toplulukları (Müeyyediye-Nevruziye) ile çarpıştı, onlar tarafından öldürüldü (1412).
Halife El-Mustain Billah, Şam’da sultan ilân edildiyse de çok geçmeden, Melik-ül-Müeyyed Şeyh Mahmudî (1412-1421), memlûk tahtına geçti.
Venedikliler ile dostça ilişkiler kurdu.
Karamanoğulları ile ilgilendi; birçok tesisler kurdu.
Yerine oğlu Ahmed geçti.
Fakat Atabeyi Tatar, yönetimi eline aldu Frankların Mısır’da oturmalarını kısıtladı; Kahire’de esir bulunan Karamanoğlu Mehmed II’yi serbest bıraktı.
Yerine 10 yaşında bulunan oğlu Muhammed geçti; fakat yönetimi atabeyi olan Melik-ül-Eşraf Seyfeddin Barsbay (1422-1438) ele aldı.
Memlûk sultanlığı tarihinde büyük ün yapan Barsbay, kendi hakkında kötü propaganda yapan Cani Bey es-Sûfi ile uğraştı.
Propagandasının etkisini azaltmak için Mısır ve Suriye’de müslümanlar yararına tedbirler aldı; huzurda yer öpmek geleneğini kaldırdı; Kıbrıs’a ordu göndererek kral Janus’u yendi (1425-1426), esir alınan kralı Mısır’a getirtti.
Venedik, Ceneviz ve Fransız konsüllerinin aracılıkları ye 200 000 duka karşılığı kralı serbest bıraktı.
Kıbrıs kralı, memlûk sultanını metbu tanıdı ve her yıl ona belli bir vergi ödedi.
Barsbay, Cidde’de yeni bir teşkilât kurdu, hintli tüccarlara karşı iyi davrandı.
Mallarının Kızıldeniz yoluyla Mısır’a gelmesini sağladı.
Ayrıca yeni bir ticaret siyaseti güderek bazı maddelere tekel koydu.
Kereste ve tahıl satışlarını sınırlandırdı.
Bu tedbirler yüzünden ticaret geriledi, Mısır ve Suriye şehirleri boşaldı.
Barsbay, Dulkadiroğulları, Ramazanoğlu ve Akkoyunlular ile uğraştı; 1438’de öldü.
Yerine oğlu Yusuf geçti; fakat Atabeyi Çakmak (öl. 1453) yönetimi onun elinden aldı.
Barsbay’in siyasetini sürdürerek Kıbrıs ve Rodos’a donanmalar gönderdi (1442); Frankların Şam ve İskenderiye’de 6 aydan fazla kalmalarını yasakladı; Şahruh’un Kabe’ye örtü (puşide) göndermesini kabul etti; ayrıca Karamanoğulları ve Osmanlılar ile iyi ilişkiler kurdu.
Çakmak, yerini oğlu Osman’a vasiyet etti.
Fakat, Osman, Çakmakiye ve Esrefıye Memlûklarıyla para yüzünden anlaşmazlığa düşünce, yerine Ferec’in yetiştirmelerinden Aynal el-Ecrut (Tüysüz, 1453-1460) geçti.
Aynal, İstanbul fethini büyük şenliklerle kutladı; Karamanlılar üzerine Hoşkadem emrinde kuvvetler göndererek Karamanelini yağmalattı; uzun Hasan’a karşı tedbirler aldı.
Ayrıca Yakındoğu, özellikle Kıbrıs’ta hâkimiyet kurmaya çatıştı.
Jean de Lusignan II’nin (öl. 1458) Kahire’ye sığınan oğlu baques le Bâtard’ı memlûk kuvvetleriyle birlikte, kraliçe Charlotte’a karşı Kıbrıs’a gönderdi, Lefkoşe’yi işgal ettirdi.
Aynal ölünce, yerine vasiyeti üzere oğlu Ahmed geçti; fakat Atabeyi Hoşkadem (1461-1467) çok geçmeden yönetimi eline aldı; ilk iş olarak isyan eden Şam ve Cidde valileriyle uğraştı; Kıbrıs kralı Jacquesle Batard’ı Rodoslulardan yardım isteyen kraliçe Charlotte’a karşı korudu; Osmanlılara karşı da Uzun Hasan ve Karamanoğlu lshak Beyi tuttu; Dulkadırlılar ile işbirliği yaparak Fatih ile rekabete girişti.
Hoşkadem’in halefleri Atabek İlbay ile Temurbuga, ancak, birkaç ay saltanat sürdüler.
Son kuvvetli memlûk sultanı, Çakmak’ın yetiştirmesi, Kayıtbay’dır (1468-1495).
Hoşkadem’in siyasetine bağlı kalarak Osmanlılar ile rekabeti sürdürdü; Osmanlılar tarafından desteklenen Şahsuvar Bey ile savaştı; Karamanoğlu Pir Ahmed’i korudu; Şahsuvar Beyi hileyle yakalatarak Kahire’de idam ettirdi (1472); fakat bu olay birçok anlaşmazlığın çıkmasına yol açtı, öte yandan Uzun Hasan ve oğlu Yakup Bey iîs anlaşmazlığa düştü.
Fakat, onun 1481’de Bayezid II ile anlaşmazlığa düşen Cem Çelebiyi dostça kabul ederek Osmanlı ülkesine yollaması, Osmanlılar ile savaşa sebep oldu.
1485-1491 Yılları arasında Çukurova’da yapılan savaşta iki taraf da yıprandı; Çukurova’nın gelirinin Mekke ile Medine’ye bırakılması şartıyla antlaşma yapıldı.
Kayıtbay, büyük kurumlar ve onarımlar yaptırdı, denetim amacıyla pek çok gezilere çıktı; yerini oğlu Muhammed’e vasiyet ederek öldü.
2 Yıl dokuz ay saltanat süren oğlu, emirlerin nefretini kazandığından öldürüldü (1498).
Yerine dayısı Kansuh I geçti.
Ancak Çerkezistan’dan yeni gelen ve bu yüzden Türkçe bile bilmeyen Kansuh, 1499’da tahttan indirildi; yerine Canbulat (1501); sonra da kudretli Şam valisi Kansuh el-Gurî (1440-1516) geçti.
Kayıtbay’ın yetiştirmelerinden olan Kansuh el–Gurî, Memlûk sultanlığını tehdit eden önemli meselelerle karşılaştı.
Osmanlılar kuzey sınırlarını tehdit ediyor, Şah İsmail ise yeni bir inanç yayarak Yakındoğu’yu ele geçirmeye hazırlanıyordu.
Bu sırada Vasco da Gama, Ümit Burnu’nu dolaşarak Hindistan’a gitti; Mısır’ın İktisadî durumuyla yakın ilgisi bulunan Hint ticaret yolu Portekizliler tarafından tahrip edilmeye başladı, önemli mal depolarının bulunduğu kıyılara saldırı ihtimalleri belirdi.
İspanya’daki son müslüman kalesi Gıranata düşünce şehir halkının durumu sarsıldı.
Fas ve Tunus emîrleri Kansuh’un bir federasyonun başına geçmesini, tüccar, ziyaretçi ve hacılar ise hıristiyanların Memlûk sultanlığı topraklarından kovulmasını istediler.
Fakat Aragón kralı Ferdinand ile Castilla kraliçesi isabelle Kansuh’u ikna , ettiler.
Portekizliler, Hindistan kıyılarına yerleşince Mısır önemli gelir kaynaklarından birini kaybetti.
Kansuh, Portekiz genel valisi Albuqerque’in Hürmüz’ü alarak acem körfezini kapatması üzerine Bayezid II’den yardım istedi.
Osmanlılarla iyi geçinen Kansuh’un Şah İsmail ile ilişki kurması aleyhine oldu.
Selim, onun aleyhine propaganda yaparak halkla arasını açtı: memlûklu naiplerini (vali) kendi tarafına çekti.
Merci Dabık’ta yapılan savaşta, Osmanlılar 6 saatte Memlûkları yendiler; Kansuh el-Gurî, savaşta atından yere yuvarlanarak öldü; fakat cesedi bulunamadı.
Selim, savaştan sonra, Halep, Hama, Humus ve Şam’ı aldı; daha Halep’teyken Halife El-Mütevekkil Alallah Muhammed III ile kadıları kabul etti.
Mısır’da, Kansuh’un yerine, Tumanbay memlûk sultanı ilân edildi (kasım 1516).
Selim aralık 1516’da Tumanbay’a bir name göndererek, kendisine tabi olması şartıyla, Gazze’den öteki toprakları Memlûklara bırakacağını söyledi.
Ancak Tumanbay bu teklifi reddetti; karşı koymak istediyse de Reydaniye’de Selim’e yenildi (23 ocak 1517); sonra, Kahire’de ve Sait taraflarında Selim ile çarpıştı; fakat yakalanarak Dulkadıroğlu Şahsuvaroğlu Ali Beye teslim edildi.
Genç Dulkadır beyi, babası Şahsuvar Beyi hile ile asan Memlûklara duyduğu kinden dolayı, onu, Kahire’nin Zuveyle kapısında astı. Böylece 1250’de kurulan ve 267 yıl süren Memlûk sultanlığı sona erdi.
13 Nisan 151Tde Selim, İstanbul’a dönmeden önce Kahire’deki bazı hükümdar oğulları ile Halife el-Mütevekkil Alallah Muhammed III’ü ilerigelen bey, bilgin ve şeyhlerden bir kısmını, Mısır’ın sayılı mimar, mühendis tüccar ve sanatkârlarını deniz yoluyla, İstanbul’a gönderdi.
Bu arada, Memlûk sultanlığının tarih ve teşkilâtıyla ilgili kitapları da İstanbul’a yolladı.
Yanında amcası, Halil’in oğulları olduğu halde, denizyolu iîe, İstanbul’a gönderilen halife, burada kendisine emanet edilen mallara el koyarak eğlenceli bir hayat geçirdi.
Bu yüzden, 1520’de, Yedikule’ye hapsedildi. Selım’in ölümü üzerine hapisten çıkarılarak günde 60 dirhemlik bir görevle Mısır’a gönderildi ve orada öldü.
Halifenin İstanbul’da bulunduğu sırada Halifeliği törenle Selim’e bıraktığı söylentisi varsa da gerçek değildir.
Çünkü Selim, daha Halep’teyken Halifelik alâmetlerini (kaftan, kılıç, Kur’an v.b.) halifeden aldı ve Halep’te adına hutbe okundu. Bu tarihten, Türkiye Büyük Millet meclisinin 3 mart 1924’te Halifeliği kaldırmasına kadar osmanlı padişahları dört yüzyıl süreyle büyük bir islâm kitlesi tarafından halife olarak tanındı.
Memlük Devlet Teşkilatı
İdarî teşkilât, sultan, savaş ve barış kararlarını Meclis üs Saltana’yı toplayarak verirdi.
Devlet ilerigelenleri (erbabussuyuf vel-ka-lem) bu toplantıya katılır, müşir, sultan adına konuşurdu.
Sultan, pazar ve çarşamba günleri adalet dağıtır, davaları çözümlerdi.
Sultanın yardımcıları Kaletülcebel’deki evlere nezaret ederlerdi.
Bunlara Şad ve Mihtar denirdi.
Sultanın atlarını hazırlayan Taşdariye, içkilerinin bulunduğu şaraphaneye, çalgı takımının bulunduğu tabılhaneye bunlar bakardı.
Ayrıca hazinedar, çeşnigir, mihmandar, imrahor, emîri silâh (silâhlara bakan kimse), hacib (perdedar) sultanın yardımcılarıydı.
İdareciler de, naibussaltana (sultana vekâlet eder), atabek-ül-asâkir (başkumandan) vezir, Kahire valisi, Dimaşk naibi, Halep naibi gibi görevlilerdi.
Memlük Devlet Divanları
- Divan-ül-ceyş (askerî işlerle uğraşan daire)
- divan-ül-inşa (devletler arası haberleşmeyi yöneten daire
- türkmen ve urban reislerine mektup gönderir)
- divan-ül-ahbas (veya divan-ül-evkaf)
- divan en nazar (Maliye divanlarını denetler)
- divan-ül-hass (sultana ait araziyi, şerî ve şerî olmayan vergileri denetler)
- divan-ül-ehra (Bulak’a gelen erzak gemilerini denetler)
- divan-ül-tavvâhin (değirmenlere bakar)
- divan-ül-mürteceat (azledilenler veya ölenlerin işleriyle uğraşır)
- divan-ül-cihat (gelirlerin toplanması ve harcanmasına bakar)
- divan-ül-mevaris il, haşriye (ölenlerin veraset işleriyle uğraşır)
- divanül-eşraf (halife Ali’nin soyundan geldiklerini ileri sürenlerle uğraşır)
- divan-ül-emâir (mühendis ve mimarlarla ilgilidir)
- divan-ül-ehvaş (av işleriyle uğraşır)
Dinî, İlmî ve hukukî teşkilât, bu teşkilâta bağlı olanlar şu sıraya göre yer alırlar: Halife, kadılkudat (başkadı), kadılasker (askerî kadı), dârüladi (adalet sarayı) müftileri, nazırulhisbe (şehirlerin beledî işleriyle uğraşır).
Memlük Ordu Teşkilatı
Memluk sultanlığı teşkilâtında ordu, divan-ül-ceyş’e (askerî divan) bağlıdır ve dörde ayrılır:
a) el-Memalik üs Sultaniye (Sultanın memlûkları) Kaletul cebel’de 12 tabakadan (kışla) kurulu kışlalarında otururlar.
b) iktalı askerler; toprağı olan sultana bağlı askerleri; emîrlerin çocukları, türkmen, arap reisleri de iktalı askerlere girer.
c) Memâlik-ül-ümera; emîrlerin özel olarak yetiştirdiği memlûk topluluğu; sultanın memlûkları ile eş durumdadır.
d) yardımcı kuvvetler: konar göçer kabilelerin savaş sırasında vermekle görevli oldukları askerler.
Bunlar Arap, Türkmen ve öteki boyların adlarıyla anılırlar.

İlk Yorumu Siz Yapın