Babıali yangını,Babıali Yangınları İstanbul’da Babıali yakın tarihimize kadar çeşitli yangınlar geçirdi.
Bunlardan çoğunda tamamen, bazılarında ise kısmen yandı.
Babıali yangınları, kronolojik olarak şöyledir:
1740 Yangını: Yangın, harem kapısına bitişik harem ağalarının oturdukları yerden çıktı.
Ağaların şaşırıp kalmaları ve hepsinin kendi mal ve canlarının dertlerine düşmeleri yüzünden Babıali muhafız kıtası ve tulumbacılar, alevler etrafı adamakıllı sardıktan sonra olaya müdahale edebildiler.
Kuvvetli esen poyrazın da etkisiyle, arz odası, hasır odası ve buralara bitişik daireler kısa sürede kül oldu.
Zamanın padişahı I. Mahmud da, ser tabibi Rumeli Kazaskeri Hayatizade Efendi’nin yangın yeri yakınlarındaki konağına gelerek, yangın söndürme çalışmalarını bizzat izledi ve alevlerin üstesinden gelmeye çalışan Yeniçeri, Cebeci, Tersane ve öteki ocakların nefer ve zabitlerini yüreklendirmek için kendilerine bahşiş dağıttırdı.
Yangının önünü kesmek için Tersane neferleri “gomana” denilen kalın kalyon halatlarını arz odasının birkaç yerine bağlayıp, hep birlikte asılarak burasım çökerttiler.
Bu esnada beş-altı nefer enkaz altında kalarak can verdi.
Arz odası, bu şekilde çökünce tulumbalardan sıkılan su etkisini gösterdi ve Babıali’nin yarısına yakın kısmı yandıktan sonra afetin önüne geçilebildi.
için için yanmakta olan kerestelerin tekrar alev almaması için ondört gün süre ile Yeniçeri Ortaları yangın mahallinde gözcülük yaptılar.
Bu tedbirlere rağmen, Kurban bayramı dolayısıyla şehre kurbanlık getiren çobanlardan birkaçı, otları yan yanmış kerestelerin üzerinde depo etmek isteyince, yangın yeniden başladı.
Otlar bir anda tutuştu, ateşler yangının birinci bölümünden kurtulmuş olan harem dairesine sirayet etti ve beş saat içerisinde Babıali’ yi kül haline getirdi.
1755 Yangını: Silahdar Tevkii Ali Paşa’nın sadrazamlığı sırasında bir gece Demirkapı’daki bir evden çıktı.
Sert esmekte olan poyrazın da etkisiyle kısa sürede birkaç koldan Bahçekapısı’na doğru yayıldı.
Alevler Muhsinzade sarayını ve surlardan da aşarak, Yeşil Kiremitli Camii yaktı.
Paşakapısı ve Defterdarkapısı üzerinden, Divanyolu’ndan Mehterhane ve Defterhaneye geldi.
Mahmud paşa Çarşısını, Çuhacılar Hamamını Soğukçeşme yöresini, Ayasofya çarşısını kül haline getirdi.
Yangından kaçanların sığınmaları için Padişah III. Osman (Gülhane Parkını) Ağa bahçesini açtırdı.
Esma Sultan’ın Kadırga’daki sarayı Paşa kapısı ittihaz olundu. Yangın, sadrazamın uğursuzluğuna hamledildiğinden bir ay sonra kendisi idam edildi.
Babıali’nin yeniden inşasına ancak bir yıl sonra başlanabildi.
1808 Yangını – Bir Ramazan gecesi, yeniçerilerin Sadrazam Alemdar Mustafa Paşa’ya karşı ayaklanmaları sırasında kasden çıkardıkları yangındır.
Ayaklananlar, sahurdan önce sessizce Soğuk çeşme’deki büyük kapıya geldiler.
Bu kapının üzerinde bulunan kethüda odasının direkleri arasına kuru otlar koyarak tutuşturdular. Alevler bir anda dairenin kaplamalarım sardı ve büyüdü.
Bu sırada da silahlar ateşlendi ve “Alemdar Ayaklanması” başladı.
Yangını söndürmeye koşanlar, pusuda bekleyen yeniçeriler tarafından öldürüldüler. Yangın, giderek tüm Babıali’yi sardı.
Nihayet bir mahzene sığınmış olan Alemdar Mustafa Paşa’nın bir barut fıçısını ateşleyerek intiharı, mahzenin üzerinde ve civarında bulunan isyancı yeniçerilerin havaya uçmalarıyla son buldu.
Yangın yerine yeni inşaata ancak Şubat 1810’da başlanıldı.
1826 Yangını– Bu tarihte çıkan büyük Hocapaşa yangınında Babıali de tamamen yanan yerler arasındaydı.
Yangın, Hocapaşa’da, Elvan Mahallesinden çıkarak, Yenikapı’ya kadar uzandı.
Otuz altı saat içerisinde Babıali, Çiftesaraylar, Büyük Çarşı, sayısız ev ve işyerleri kül haline geldi.
Tulumbacıların çoğunluğu yeniçerilerdendi ve Ocak lağvedileli henüz bir buçuk ay olmuştu.
Bu yüzden yangın, ancak halkın gayretiyle söndürülebildi.
Babıali yanınca, Sadrazamın geçici olarak Ağa kapısı’nda görev yapması kararlaştırıldı.
Yangın arsasının yanındaki arsalar da satın alınarak Babıali eskiden daha geniş bir alanda yeniden inşa edildi.
1839 Yangını: Sabaha karşı Babıali Dahiliye Dairesini’nin altındaki ahırdan çıktı.
Bina tamamen yandı.
Vezneciler’deki Necibefendi Konağı (Zeyneb Hanım Konağı- Yanan Fen ve Edebiyat Fakültesi binası) Babıali’de çalışanlara tahsis olundu.
Daha sonra Şehremaneti Konağı’na taşınıldı.
Yeni Babıali binası kagir olarak Istefan Kalfa tarafından yapıldı ve 1844’de resmi bir törenle açıldı.
1878 Yangını: Söylentiye göre, odacıların ihmalkarlığından binanın ortasındaki Şura-yı Devlet dairesinden çıktı.
Altı saatten fazla süren yangında bu daire, Ahkam-ı Adliye Dairesi, Dahiliye ve Hariciye nezaretlerine mahsus daireler yandı.
Sadaret dairesi kurtarıldı.
1911 Yangını- Babıali’nin geçirdiği son önemli yangındır.
Sabaha karşı çıkan yangından, yapının iki ucunda bulunan Sadaret Dairesi ile Hariciye Nezareti kurtulabildi.
Dahiliye Nezareti ve Şura-yı Devlet Dairesi tamamen yandı.
Sadaret Dairesi’nde de bazı kalemler yandı.
Yanan yerler arasında Vak’anüvis Dairesi de vardı.
Zamanın Vak’anüvis’i Abdurrahman Şeref Efendi, bu konuda şunları yazar: “Odada bir hayli evrak mevcut idi; bahusus Divan-ı Harb-i örfi maiyetindeki komisyonda muayene edilen Yıldız Evrakı meyanında tarihe ait olmak üzere bir hayli vesaik suret-i mahsusada taraf-ı acizeye gönderilmişti ve Tarik-i Lütfi’nin derdest-i intişar olan sekizinci cildine dere olunmak üzere kübera-yı zamanenin elde edilen tasvirlerinin bir çoğu orada idi.
Evvelce matbaaya gönderilmiş sekiz kıtasından başka diğerleri muhterik olmuştur.
Harikin Babıali telgrafhanesinden zuhur ettiği rivayet olunmaktadır.
İş bu harik münasebetiyle “Tanin” gazetesi sahip ve sermuharriri Hüseyin Cahid Bey yevm-i mezkurde Babıali harikleri hakkında tarafa acizanemden malumat-ı tarihiyye istediğinden “Onüçüncü Karn-i Hicride Babıali Harikleri,’ serlevhasıyla, “Tanin”e gönderdiğim makale ertesi gün neşrolunmuştur. ”

İlk Yorumu Siz Yapın